Bir takvim yaprağı değil artık.
Bir sızı, bir suskunluk, bir yarım kalmış hayattır.
O sabah, şehirler uykudan değil, hayattan uyandı.
Duvarlar yıkıldı ama asıl kalpler çöktü.
Bir çocuğun oyuncağı enkazda kaldı,
bir annenin duası göğe asılı…
Enkazın altında sadece bedenler yoktu;
hayaller, fotoğraflar, söylenememiş “seni seviyorum”lar vardı.
Zaman durdu, kelimeler yetmedi,
gözyaşı bile anlatamadı olanı.
Biz o gün öğrendik;
aynı gökyüzüne bakıp bambaşka acılar taşıdığımızı.
Ve yine o gün öğrendik;
acıda birleşmenin, omuz omuza durmanın ne demek olduğunu.
Unutmak, ihanet olur bu toprağa.
Hatırlamak ise bir borç…
Kaybettiklerimize,
geride kalanlara,
kendimize.
Gönül Köşesi’nden bir not düşüyorum bugün hayata:
Acılar paylaştıkça azalmaz belki ama
insan, insanla iyileşir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize rahmetle…
Kalbimizdesiniz.